The truth about my life

Sat, 31 Mar 2007

An article by Scott Sullivan, seen on The Conservative Voice, with translations and references almost everywhere:

Gates, Rice and Khalilzad, while protecting Iran, have declared war on Turkey. Each of them in public testimony in the last three weeks, referred to the Iraqi Kurdish area as "Kurdistan," which is the name the Kurds use to describe their new megastate. All three also warned Turkey against going into Kurdish areas to suppress the PKK, which routinely attacks Turkey from its Iraqi kurdish bases.

Turkey must defend itself. I recomended two months ago that Turkey should take Kirkuk in Iraq (which the Iraqi Kurds seek to annex as a prelude to dividing Iraq with Iran). See Turkish Weekly, "Turkey Must Strike immediately in Kirkuk."

Turkey should also take the Iraqi port of Basra,which controls the major exit route for US forces. At the moment Basra is in the hands of pro-Iran militia groups. Whoever controls Basra controls Iraq's oil industry and Iraq's outlet to the Persian Gulf.

More bold statements in the article. Looks like the same kind of provocation western countries used against The Ottoman Empire to drive them into World War I. I always thought that the army is to defend a country, not to attack. Either I or this angry guy, one of us get it wrong I wonder who.

Wed, 28 Mar 2007

Geçtiğimiz günlerde Didem Kamoy'un da günlük tuttuğunu farkedince izlemeye başladım, daha önce Onur'un gittiği bir iş görüşmesi hakkında yazdığım yorumu eleştirmiş ve beni eziklikle itham etmiş. Hatalı davranışlara hatalı davranışlarla verilen tepkiler sorunları çözseydi Ortadoğu'da savaş yerine barış olurdu, ama konu bu değil.

Didem daha da ileri giderek Parkyeri tayfası vs. Pardus tayfası şeklinde bir çekişmenin varlığından bahsetmiş; Onur ve ben ayrıldıktan sonra isimlendirmenin zorlaştığını söylemiş. Eski işverenim hakkında yorum yapacak değilim ama adımın Uludağ projesi ile ilgili bir çekişmenin iddiası içerisinde geçmesinden rahatsız oldum.

Benim orada çalıştığım dönemde Parkyeri'nde kimsenin Uludağ/Pardus ile ilgili bir çekişme içerisinde yer aldığını veya bu projeye karşı herhangi kötü düşüncelere sahip olduğunu düşünmüyorum. Parkyeri, Türk Ticaret Kanunu hususlarına bağlı bir anonim şirkettir; faaliyet alanları bellidir ve bu alanlardan kâr elde etmeyi amaçlar. Şirketlerin kuruluş sözleşmelerinde böyle yazar. Bildiğim kadarıyla Parkyeri'nin faaliyet alanları ile Pardus projesinin çakıştığı pek bir yer yok, tek ortak noktaları birkaç çalışanlarının aynı topluluktan gelmesi olan iki grup insanı bu şekilde karşı karşıya getirmek veya böyle olduklarını iddia etmek doğru değil. İddiaya da hacet yok, sorarsan öğrenirsin Didem.

Kendi adıma, Pardus/Uludağ projesinde kısa vadede ticari çıkar göremediğim için hayatımda yer almadığını söyleyebilirim. Aynı sorun projenin ilk günlerinde de vardı. Aslında, orta vadede de diğer faaliyet alanlarına kıyasla göreceli ticari çıkar göremiyorum; yani perakende Linux destekçisi veya toptancı geliştirici olmak pek ilgimi çekmiyor. Ayrıca 3 gün öncesine kadar Windows XP kullanıyordum. Bu konuda Osmanlı'da devşirme tabir edilen insanlara benzediğimi söylerim zaman zaman.

Son olarak, hep söylediğim gibi, Pardus projesinin geldiği noktaya gerçekten saygı duyuyorum.

Hazır Pardus demişken, tamamıyla meraktan ve aslında süreklilik/olumsallık (contingency/mitigation) planlaması yapılıp yapılmadığını öğrenmek için soruyorum, ki muhtemelen proje belgelerinde bir yerlerde hazır yanıtı da vardır ama ben bulamamışımdır: Sonuçta UEKAE bir enstitü olarak yatırımlarını Allah rızası için yapmıyor ve bu yatırımlardan gelir elde etmeyi amaçlıyor; beklediği geliri elde edemezse ve Pardus'a destek vermekten vazgeçerse (sunucular, bant genişliği, tanıtım giderleri için finansal destek, tam zamanlı geliştirici desteği ve bilmediğim diğerleri) Pardus'un hali nice olacak?

GPL zaten, birileri alır, fork edip devam eder inşallah yanıtı alacağımı tahmin edebiliyorum tabii ama, asıl soru projenin hedeflerinin böyle bir durumda nasıl etkileneceği ve bu proje hedeflerine bağımlı durumda olan, veya bu proje hedeflerine göre kendince planlar yapmakta olan insanların hedefleri bu durumdan nasıl etkilenecek?

Sorularımdaki iyi niyetten şüphe edilmeyeceğini umuyorum.

One of the most interesting comments I've ever seen about One Laptop per Child project is on Jani Monoses's blog, directly quoting him:

So at least the idea that kids and professors having their own laptops is no longer disputed, but rather who should produce them, OLPC or the existing IT oligarchy of Intel and Microsoft partners. Still, both sides miss the point that the strength of the XO is its openness and the collaborative educational software on it that can make the users more creative, inquisitive and communicative. Apparently what the politicians care about is forming a new generation of office workers or IT specialists, not necessarily better educated individuals on the whole.

So sad but true.

Fri, 23 Mar 2007

23 Mart Cuma günü 15:00-16:30 arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Yıldız Kampüsü konferans salonunda daha önce Bilgi Üniversitesi'nde ilk kez sunduğum Başarılı yazılım projelerinin sırrı: Değişimi kucaklamak adlı sunumu tekrarlayacağım.

Sunumun kapsamını sunum notları belgesi içerisinde bulabilirsiniz; ağırlıklı olarak kötü örneklerden yola çıkarak yazılım projelerinin başarısını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen çeşitli hususlardan, yazılım geliştirme metodolojilerinden ve bu kapsamda da kıvrak (agile) yazılım geliştirme tekniklerinden bahsetmeye çalışacağım. Katılım için Yıldız'da öğrenci olmaya gerek yok.

Güncelleme: sunum C Blok konferans salonunda olacakmış.

Tue, 20 Mar 2007

I used to do a lot of PHP and web development (CSS, HTML, Javascript) using Vim in the past. Things change, I'm now mostly on Eclipse doing Java. Although this blog entry is not about comparing development platforms, I feel an urge to say that Eclipse+Java is much less error prone than anything I've used in the past. If you have written some code and Eclipse doesn't bug you with errors and warnings, it will most probably do what you want it to do.

But to get it what you want to do, you'll probably have to spend some time looking at some text you yourself have typed in. We developers have developed a habit of organizing our product using blocks of text and to achieve further granularity we (ab)use indented text. So we end up with text blocks indented, and to be able to easily see what's going on in some particular code; most of us prefer monospaced (fixed-with) fonts.

On GNU/Linux we have very few monospaced fonts: Bitstream Vera Sans Mono, Lucida Sans Typewriter, FreeMono, Terminus and misc-fixed to name a few. All these fonts are designed for use on a CRT screen, and they look just as good when printed. But hey, it's 2007, portable computers with LCD screens are affordable everywhere. They're more friendly to the environment, they consume much less power and space, they're lighter so we can carry them easier. I'm not sure about whether if they are more fragile or not. What I'm sure is, they need extra love in typesetting software.

The font renderer in Freetype2 can use hinting, antialiasing and subpixel rendering techniques to make a font look better, so Pango takes advantage of these. Subpixel rendering is a brilliant idea, really. While searching for information about font rendering, I stumbled upon SubLCD, an unpatented and free subpixel rendering algorith by Kim G. S. Øyhus. I think this can benefit Freetype and the rest of the desktop freedom people a bit, I wonder if I can help with a patch.

And our dear old friend, Microsoft has something slightly better, called ClearType which is based on subpixel rendering. Unfortunately our old friend has a patent of this so-called technology, we are either forced to use Windows XP/Vista or we don't get the polish. There are close choices though, see my older (Turkish but helpful) blog entry about font settings in GNOME.

The news is that, our old friend takes another step forward to increase text readability on LCD screens by spending a small fortune on designing fonts to further support ClearType™. The new Windows Vista comes with a very good set of fonts. I didn't look at Vista yet, for the record.

If you're looking for some good fonts for programming, I would recommend taking a look at Keith Devens' page and Trevor Lowing's collection. If you have a valid Vista or Microsoft Visual Studio license, I recommend Consolas, when used with ClearType it's the best monospaced fonts I've ever used.

Really, it's a pleasure to read text using Consolas because even in the smallest size you can easily distinguish between some characters that otherwise would look very similar (a-e, g-y, O-o-0, 1-l-| and so on).

I remember GNOME Foundation's agreement with Bitstream to provide a good set of default fonts (the Vera family) for the GNOME Desktop. It was a good step, and I believe we should be doing more. Currently we consider fonts as data, or even worse, consumer goods. Apparently users perception is different: modern Linux distributions don't have enough decent fonts included, compared to Vista. There are Microsoft's Core fonts for the web available, but NIH syndrome doesn't let most us see them as a friendly tool for productivity.

Fri, 09 Mar 2007

I recently blogged that I have joined Cellenity. As part of the transition to new business environment, I have changed my cell phone number. My personal cell number is still active, but I guess it'll be out of reach most of the time. Please drop me a line if you think you may need my new contact details.

Thu, 08 Mar 2007

Daha önce de yazdığım gibi 3 Mart'da Bilgi Üniversitesi'ndeydim, Özgür Yazılım ve Açık Kaynak Günleri'nde etkinliğin temel konusu olan özgür yazılımla herhalde en az ve dolaylı ilgili sunumu yaparak tarihe geçtim. İşte bu da kanıtı:

Ben, sahnede gevezelik ederken. Fotoğraf Devrim'den, vallahi ben akıl edememiştim...

Türkiye'nin kanayan yaralarından biri olan proje yönetimi ve özellikle yazılım projelerinin yönetimi hakkında bence oldukça yararlı bir monolog oldu; süre yetmediği için sunumun sonunda insanların muhtemel sorularını yanıtlayacak zaman bulamadım. Demek ki bu sunum için bir saat yetmiyormuş; 90 dakika gibi bir süre gerekliymiş. Sunum notlarını Impress (büyük!) ve PDF şeklinde diğer sunumların arasına yerleştirdim. Günlüğümün bulunduğu sayfada da bağlantısını bulabilirsiniz.

Şaşırtıcı biçimde 6 kişi ile başladığımız sunum muhtemelen Akgül hocamın sunumunun bitmesinden hemen sonra, yani biz başladıktan 10 dakika kadar sonra hayli katılım gördü; içeride belki 40 kişiden fazlaydık. Ben birkaç kişiye de razıydım aslında, insanların pür-dikkat izlediğini ve katılmak için fırsat kolladıklarını görünce çok sevindim.

Eğer sunuma geldiyseniz, öncelikle bizi yalnız bırakmadığınız için teşekkürler. İlk defa Bilgi Üniversitesi'nde bu konuda sunum yaptığım için yorumlarınız benim için çok değerli. Sizce hangi konulardan daha detaylı bahsetmeliyim? Sunuma eklemek istediğiniz bir konu var mı? Her ne olursa, lütfen iletin.

İyi eğlenceler,

Thu, 01 Mar 2007

Blog spam için özür dilerim ama bu önemli.

Haberde görünen o ki Batman'a Çince eğitmeni aranıyormuş. Ama ben algıda seçerek bunu süperkahraman Batman olarak anladım. Siz de öyle mi sandınız?

Bir de, seminer duyurularına bir ekleme yapayım. 3-4 Mart 2007 tarihlerinde Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsünde gerçekleşecek olan Özgür Yazılım ve Açık Kaynak Günleri'ne Jono Bacon bir sağlık sorunu nedeniyle gelemiyormuş. Ubuntu'nun kedileri gütme sunumu yattı yani, programa bakılırsa bizim kedi Ubuntu'yu güdecek. Değişimi kucağa almak diye buna derim ben! :)

Jono gelmiyor ama ben geliyorum etkinliğe, başarısız yazılım projelerinden çıkardığım derslerle dolu çok da eğlenceli bir sunumum olacak. Diğer sunumlar sarmazsa gelin, sunum yapacağım sınıf kapısı açık olan.

Fergie dinlerken blog yazmamak lazım.'daydı bugün:

denizkurdu78; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 29; İl: İstanbul
Yer:Sabah Sabah Seda Sayan. Konuk: Safiye Soyman. Safiye Hanım'ın sabahımıza renk, hayatımıza anlam katan cümlesi: Her başarılı erkeğin ALTINDA bir kadın yatar. Biz boşuna arkamızda aramaktaymışız bunca zamandır. Kusura bakmayın hanımlar.

Safiye hanım yatacağı yeri karıştırmış galiba. Bir de değerli arkadaşım Aytaç (Vodinalı olan) ara sıra "başarılı" yerine "baş ağrılı" der, pek eğlendirir bizleri; o geldi aklıma.

About me

I'm Enver ALTIN. I'm from the other side of the river.


March 2007
     1 2 3
4 5 6 7 8 910


/ (398)
  articles/ (1)
  books/ (8)
  coffee/ (1)
  construia/ (2)
  debian/ (1)
  events/ (13)
  factsoflife/ (15)
  general/ (9)
  gnome/ (16)
  humor/ (21)
  lkd/ (9)
  management/ (1)
  mobile/ (6)
  mono/ (4)
  music/ (8)
  personal/ (47)
  politics/ (31)
  postgresql/ (4)
  programming/ (12)
  projects/ (2)
  quotes/ (3)
  technology/ (10)
  tips/ (7)
  travel/ (2)
  work/ (13)




Talk slides

Other stuff


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution 2.5 License.


This site is built on the wonders of Pyblosxom, supposed to be W3C XHTML 1.0 and CSS 1.0 compliant, always handcoded using Vim. The server that hosts this site is powered by Debian GNU/Linux.