The truth about my life

Sun, 29 Aug 2004

- Why did the chicken cross the road?
- Because upstream said so.

Geçen gün bir akrabamız hakkında annemden duyduklarımdan aktarayım biraz da:

- Bey, şu kutuda bi tane ilaç kalmış. İçiver, ziyan olmasın.
- Ah be kadın... E hadi ver bari.

Her ikisinin de 65 yaş üzerinde olduğundan eminim, muhtemelen kallâvi dozdaki tansiyon ilaçlarından bahsediyoruz. Bu olayın üzerinden aylar geçtiğine ve (Allah'a şükür) her ikisi de hayatta olduğuna, üstelik aynı olayın defalarca tekrarlandığına da eminim. Buna göre:

  • Ya bu ilaçların bir faydası yok, ne yapıyorsak psikolojik olarak kendimize yapıyoruz.
  • Ya da ilaçlara karşı zamanla bağımlılık kazanabiliyoruz.

anlayan beri gelsin..

Dünya üzerindeki tüm dillerde "unsubscribe" yazmak hayli zor öğrenilen bir iş olmalı ki bu sözcüğün yanlış yazılmış biçimlerini, üstelik yanlış yerlerde defalarca görüyorum. Listeci yazılımlarını tasarlayan insanlar neden "Leave" gibi daha basit bir sözcük seçmediler, çok merak ediyorum.

Diyorum ki, hazır LKD listelerinde politika değişirken Mailman'e de geçelim, geçerken de şu kriptik komutları katil ve ayril gibi basit hale getirelim.

The Official GNOME 2 Developer's Guide sanırım 4 ay kadar önce sipariş etmiştim, 10 günde elime geçmişti. Bir süre Barış Metin'de, daha uzun bir süre Murat Koç'un evinde kaldıktan sonra sonunda elime geçti. Sıradaki kitaplar bittiğinde buna geçeceğim.

Hasta olduğum ve bütün gün sıkıcı ve halsiz biçimde oturmak zorunda olduğum için daha fazla vakit bulabildiğim, bu nedenle yeni bitir(ebil)diğim, Adil Tepecik'in oğlu için sakladığı fakat okumam için bana verdiği çok değerli bir kitaptan; Değiş Tokuştan Süpermarkete Tarih Boyunca Ticaretin Öyküsü (René Sedillot)'nden bazı alıntılar yapmak istiyorum:

  • Aziz para uğruna yapılan savaşta, bir burjuvanın oğlu olarak, daha beşikteyken bir sermayaye sahip olan kimse, hiçbir serveti bulunmayanın karşısında elbette ki her şeyde üstün durumdaydı.
  • Kendi endüstrilerini kurmak isteyen ulusların, gelişmiş endüstrilere sahip ülkeler karşısında kendilerini koruyabilmeleri için gümrük duvarları kurmaları ve mal alım-satımında kısıtlamalara gitmeleri zorunlu önlemlerdi.
  • Paranın bütün bu yozlaşma görünümlerinde gözlemlenen bir olgu, aynı nedenlerin hep aynı sonuçları doğrumasıdır. Birinci aşamada bunalım çoğu kez paranın değerini düşürmeyi politikasının bir aracı gören devletin gizli onayıyla meydana gelmiştir. Almanya'da ödeme gücünün bulunmadığını galip devletlere kanıtlamak için, sosyalist ülkelerde orta sınıfı, burjuvaziyi tepelemek için olmuştur. Fakat devletin başında bulunanlar, bu eylemin seyrini önceden planlamış olsalar dahi, olaylar öylesine bir gelişme gösterir ki, bir an gelir yöneticilerin denetiminden çıkar. Tedavüldeki banknot miktarı hızla artar, halk sabit değerli şeylere yönelip ev, arsa, taşınmaz şeyler, ham maddeler, mücevher ve Allah bilir daha neler almağa başlar. Borçlular borçlarından kolayca kurtulur, alacaklılar ve onlarla birlikte sabit gelirliler de mahvolur. Her yerde görülen hep aynı kurbanlar, aynı avantacılar, aynı karmakarışıklık ve aynı hınçlardır.
  • 20. yüzyıl, geçip giden her yüzyıl gibi, büyük keşifleri yalnız başına kendisinin yaptığını sanırsa da, yine de elde ettiği başarılar her şeyden önce eski kusurları ve eksiklikleri içeren eski yöntemlerin geliştirilmesinden ortaya çıkmıştır.

    Paraya ilişkin yöntemleri rahat 2000 yıl önceden kalmadır. 20. yüzyılın başardığı en önemli iş, enflasyonu o güne kadar erişilmemiş doruklara çıkarmak ve paranın değer kaybını o güne kadar bilinmeyen derinliklere düşürmek olmuştur. Bu değişikliklerden para kimi zaman küçülerek çıktı, ama gittikçe daha çok gerçek karşılık değerinden uzaklaştı, adeta soyut hale geldi. Ekonomi politikasından sorumlu yetkililerin elinde para ve kredi, kollektif yönetim ve güdümün araçları oldu. Böylece kökendeki amaçlara dönülmüş oluyordu; zira para ve kredi, kamuya yararlı olmaları için ortaya çıkarılmıştı.

  • Çok eski zamanlardan beri devlet, ticaret işine katılmıştır; bu katılış kimi halde gümrük ve vergi politikasının sorumlusu ya da bizzat alışveriş yapan girişimci olarak gerçekleşmiştir. 20. yüzyılda devletin müdahaleleri öylesine çoğalmıştır ki, bazı uluslarda ekonomi, eskiden Firavunlar ve İnkalar çağında olduğu gibi, tümüyle devletin eline geçmiştir.
  • Elli yıl boyunca dünya, savaşta ve barışta paha biçilmez değerleri hovardaca harcadı. Bunun karşılığında eline ne geçti? Bugün uluslararası değer ölçüsü ve döviz ticaretinde yönlendirici para, dolardır. Fakat o da kendi hesabına bunun haracını ödemiş ve başlangıçtaki gerçek değerini onda dörtten fazla oranda kaybetmiştir (1934). Savaştan zafer kazanarak çıkan Birleşik Devletler, yaralarını sarması için dünyaya bağışta bulundu ve ödünç para verdi. En çok altın rezervine sahip devlet oldu; buna rağmen dolar yine de bunalıma karşı kesinkes direnecek nitelikte görünmemektedir.
  • Bu para felaketleriyle 20. yüzyıl, Fransız devrimi "Asinya"sının ve "Continental Dollar"ın rekorlarını kırmıştır. Birkaç yıl içinde, hatta kimi zaman birkaç ay içinde bir paranın battığı olmuştur. Böyle trajediler hep de beş perde halinde oynanıyordu: Devlet kağıt paranın miktarını birkaç misli artırır; yurttaşlarda uyanan kuşku fiyatların yükselmelerini hızlandırır; ücretler fiyatların ardı sıra koşmağa başlar; fiyatlar kendisini kovalayanların hepsini gerilerde bırakır; kağıt para da acıklı bir şekilde mahvolur.

Bir ticaret dehasının bütün tarihi en iyi yaptığı işi mikroskop olarak kullaranarak inceleyişinden seçtiğim notları okudunuz. Eğer beğenirseniz, aldığım notlardan daha fazlasını aktaracağım. Belki de üşenmeyip tüm kitabı online bir belge haline getirebilirim. Elimdeki kitap Cep Kitapları A.Ş. için Esat Nermi Erendor'un çevirisi ve ilk baskısı 1983'e ait. İronik biçimde fiyatı 150 Türk Lirası. Eğer bunu okuyan biri yeni baskısını bulabilirse mutlaka bana ulaşmalı.

René Sedillot için bir Google araması burada. Ben biraz vakit harcadım, bu kitabın İngilizce çevirisine (orjinalinin Fransızca olduğunu düşünüyorum ama emin olamadım) rastlarsanız da bana ulaşabilirsiniz.

Bir sonraki yarım kalmış kitap hedefim (bunun için hasta olmayı beklemeyeceğim) Terörizm Kültürü/Noam Chomsky. Sonrasında Da Vinci Code (İngilizce aslı) var. Bu arada tonla teknik döküman.

Okuma, yemek ve uyku gibi temel gereksinimleri daha pratik hale getirmenin yollarını bulacağımız günleri görüp göremeyeceğimi merak ediyorum. Belki bir gün bunları ağızdan alınan tabletler, parmaktan enjekte edilen maddeler ve doğrudan beyni uyaran enerji türleri ile değiştirebileceğiz.

About me

I'm Enver ALTIN. I'm from the other side of the river.

Calendar

August 2004
SuMoTuWeThFrSa
1 2 3 4 5 6 7
8 91011121314
15161718192021
22232425262728
293031    

Categories

/ (398)
  articles/ (1)
  books/ (8)
  coffee/ (1)
  construia/ (2)
  debian/ (1)
  events/ (13)
  factsoflife/ (15)
  general/ (9)
  gnome/ (16)
  humor/ (21)
  lkd/ (9)
  management/ (1)
  mobile/ (6)
  mono/ (4)
  music/ (8)
  personal/ (47)
  politics/ (31)
  postgresql/ (4)
  programming/ (12)
  projects/ (2)
  quotes/ (3)
  technology/ (10)
  tips/ (7)
  travel/ (2)
  work/ (13)

Archives

Links

Popular

Talk slides

Other stuff

License

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution 2.5 License.

Miscellaneous

This site is built on the wonders of Pyblosxom, supposed to be W3C XHTML 1.0 and CSS 1.0 compliant, always handcoded using Vim. The server that hosts this site is powered by Debian GNU/Linux.
.O.
..O
OOO