The truth about my life

Sat, 13 Jan 2007

Sevgili Koray Löker adımı vermeden yazılarımdan birine atıfta bulunmuş ve Bilkent Kütüphanesi'nin bir fotoğrafını yayınlamış. Sanırım bir üniversitenin dev bir kütüphane sahibi olmasından daha doğal birşey olamaz. Ankara biraz uzak ama önermesi bile yeter. Tanıyanlar bilirler, ben bir üniversiteye en çok LKD Seminerleri sayesinde yaklaştım, bu nedenle de aslında çalışmaktan belki de çok mutlu olacağım Türkiye'deki bazı kurumlar beni iş görüşmeleri için dahi kabul etmiyor, etse de yaşamımı sürdürmeme yetecek gelirin çok altını teklif ediyorlar. Aynı Steve Jobs gibi ben de ailemin olmayan parasını üniversite eğitimine harcayacak lükse sahip olmadığımı düşündüğüm için, Marmara Üniversitesi'ni 2. yılında bıraktım. Zamanımın tümünü zaten yaptığım ve o dönemde bana göre iyi giden işlerime ayırdım.

Hiçbir zaman pişmanlık duymadım ama sanırım en çok Serdar Köylü ve Fatih Özavcı'nın da katıldığı yanılmıyorsam 2002'de Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ndeki LKD seminerlerinde, sürpriz bir şekilde etkinliği izlemeye gelen dönemin Samsun Valisi'nden aldığım hediye ve Serdar Köylü'nün oradaki semineri izlemeye gelenlere seminerlere katılabilmek için final sınavlarıma gitmediğimden bahsetmesi verdiğim karardan gurur duymama neden olmuştu.

Koray, umarım çalıştığın yerin değerini biliyorsundur. Yerinde olmak isteyecek onlarca insan biliyorum.

Değerli hocam Erkan Tekman da adımı vermeden yazılarımdan birini eleştirmiş, kendisine kalemi eline aldıracak kadar birşeyler yazabildiğim için kendimle gurur duydum. Teşekkürler hocam. Adımı vermemişsiniz ama en azından benden cahil bir genç diye de bahsetmemişsiniz, sağolun. Ara sıra haddimi bilmeyerek dangalaklık ettiğim oluyor, kusuruma bakmayın.

14 yıldan biraz fazla bir süredir yapmak zorunda olduğum uyku, yemek, temizlik gibi işlerin tümünden artan zamanı bilişim sektöründe çalışarak harcıyorum ve bu zaman zarfında çok sayıda farklı insanla birlikte çalışma fırsatı bulabildiğim için mutluyum. İnsanlar hakkında bazı şeyler öğrenebildiğimi düşünüyorum, bunun da edindiğim diğer tüm teknik beceriden daha değerli olduğunu biliyorum.

Yazımda bağnazlığı nasıl algıladığımı ifade edebildiğimi umuyordum, edememiş olmalıyım. Belki bağnazlık yerine başka birşey demeliyiz buna, bilemedim.

Seçtiğim mesleğin doğasından olsa gerek, bütün hayatın doğru ve yanlıştan ibaret olmadığını ancak ilerleyen yaşlarda öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Olguları böyle görmek insan doğasına ve duygusallığına aykırı olduğu için insan hayatının en temel bileşeni olan ilişkilere zarar verebiliyor.

Parasını ödediğiniz bir malda kusurlu bir yan bulduğunuzda onu alıp satıcının kafasına geçirmezsiniz, saygıda kusur etmeden mağduriyetin giderilmesini rica edersiniz. Bunun nedeni insan ilişkilerine verdiğiniz değerdir. Normal insanlar böyle yapar.

Internet sayesinde artık insan ilişkilerinin gerekliliği sorgulanır oldu, bu da beraberinde çeşitli saygısızlıkları getirir oldu. Günlüğümde eleştirdiğim asıl hadise bununla ve sonuçlarıyla yakından ilgili.

Erkan Tekman'ın bir Internet sitesinin Internet kullanıcılarının tamamına hizmet etmesi gerektiği fikrine ve bunun etrafında kurduğu denklemlere katılmayacak kimse yoktur herhalde, hepimiz en doğrunun ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Internet ortamını hedefleyen her sistemin, Internet kullanılması muhtemel çeşitli platformlarda test edilmesi ve düzgün çalışmasının sağlanması bence de anayasaya eklenmeli, bunu yapmamak vatana hıyanetle eşdeğer olmalı, cezası da 20 yıldan başlamalı.

Hocam cep telefonları, Blackberry ve PDA'lerden bahsederek belden aşağı vuruyorsunuz, bu cihazları tartışmanın sağlığı açısından boşverelim müsaadenizle. Bu cihazlarda da aynı Firefox'da çalıştığı gibi çalışan zengin web uygulamaları geliştirmek neredeyse mümkün değil. Ya bütün tasarımda, ya da bu oyuncaklara özel ikinci ve ayrı bir tasarımda zenginlikten feragat ederek yapılabiliyor bu iş.

Daha üniversitedeyken ödevlerini yapabilmek için sınıf arkadaşından kopyaladığı, o zamandan beri cebinde gezdirdiği Visual Studio ve Dreamweaver CD'leri ile mezun olan, çalıştığı şirketlerde de bunları kullanarak çözüm üretmeye çalışan (yahut hikayesi buna benzeyen) insanları geliştirdikleri çözümler Firefox'da çalışmıyor diye afişe etmek doğru değil -- bu insanlar çoğunlukta! En azından gelişim sürecinin tamamı insan ilişkilerine dayalı özgür yazılım dünyasının içindeki insanlar bunu yapmamalı. Bu şekilde Firefox markasına zarar veriyorlar, bağnazlar her iki tarafta olduğu için karşı taraftaki bağnazlara düşmanlık nedeni sağlıyorlar. Günlüğümdeki yazı bağnazlık yaptığını düşündüğüm insanlara bağnazlıkla verilmiş bir yanıttır, kasıtlı olarak bağnazlık içeriyor zaten.

Benzer sorunu Windows'da olan ve Pardus'da olmayan muhtelif işlevler yüzünden sızlanan, şikayet eden çok sayıda insanla karşılaşıldığını tahmin ederek Pardus projesinin de yaşadığına inanıyorum. Ne açıdan baktığımıza bağlı olarak Pardus da köşesiz değildir ama hiçbir sorun çözümsüz değildir, yalnızca bazı çözümler biraz daha fazla zaman/para/insan/sabır gerektirir. Her projeye başlarken merkeze bir kullanıcı oturtulur zaten, önemli olan o kullanıcının doğru kullanıcı olup olmadığı. Web sitesi geliştirenlerden bazıları ortaya Internet Explorer kullanan bir kullanıcı oturtuyorlar mesela. Çekinmeden de sitenin en altına Internet Explorer 6.0 gerektirir yazıyorlar. Karizmatik göründüğünü düşünüyorlar üstelik.

Günlüğüme yazdığım yazıda sonlara doğru birkaç bağlantı vermiştim; belki Firefox'da (veya Opera'da, veya Safari'de) çalışmayan web sitelerini (internetteki Firefox kara listelerine veya Emniyet Müdürlüğü'ne değil de) geliştiricilerine bildirirken saygı faktörünün yanında kullanabiliriz bunları. Örneğin bir tanesinde Firefox ve Internet Explorer'daki Javascript, DOM, CSS, XML, XSLT ve XMLHttpRequest özellikleri arasındaki farklar anlatılıyor. Her web geliştiricisi için W3C'deki belirtimlerin hemen yanına konması gereken bir belgedir bu. Benim görebildiğim kadarıyla herkes Google kullanmayı çok iyi beceremeyebiliyor, insanlar bir siteyi nasıl Firefox uyumlu hale getireceklerini bilmiyor (ve bulamıyor) olabilirler.

O belgenin en üst kısmında Netscape ve Mozilla projesinin geriye uyumluluk konusundaki bazı tercihleri, quirks mode ve W3C'deki belirtimlerin ne zaman ortaya çıkmaya başladığı ile ilgili birşeyler yazıyor bir de, Microsoft ve Internet Explorer'a çamur atmaya başlamadan önce incelemek ilginizi çekebilir; ama insanlar çok da haksız sayılmazlar hani, ara sıra ben de çamur atıyorum.

Saygılar,

blog comments powered by Disqus

About me

I'm Enver ALTIN. I'm from the other side of the river.

Calendar

January 2007
SuMoTuWeThFrSa
  1 2 3 4 5 6
7 8 910111213
14151617181920
21222324252627
28293031   

Categories

/ (398)
  articles/ (1)
  books/ (8)
  coffee/ (1)
  construia/ (2)
  debian/ (1)
  events/ (13)
  factsoflife/ (15)
  general/ (9)
  gnome/ (16)
  humor/ (21)
  lkd/ (9)
  management/ (1)
  mobile/ (6)
  mono/ (4)
  music/ (8)
  personal/ (47)
  politics/ (31)
  postgresql/ (4)
  programming/ (12)
  projects/ (2)
  quotes/ (3)
  technology/ (10)
  tips/ (7)
  travel/ (2)
  work/ (13)

Archives

Links

Popular

Talk slides

Other stuff

License

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution 2.5 License.

Miscellaneous

This site is built on the wonders of Pyblosxom, supposed to be W3C XHTML 1.0 and CSS 1.0 compliant, always handcoded using Vim. The server that hosts this site is powered by Debian GNU/Linux.
.O.
..O
OOO