The truth about my life

Fri, 23 Mar 2012

Uzun bir aradan sonra LKD ve Pardus hakkında tekrar yazıyorum. Değerli arkadaşım A. Murat Eren'in Google Plus'daki çağrısı üzerine bir grup arkadaş yorumlarını gönderdi, ben de biraz zaman bulup aşağıdaki metni yayınladım. Diğer tüm yorumlarla birlikte benimki de Meren'in derlemesinde yer alıyor, oradan herkesin yazılarını okuyabilirsiniz.

Pardus projesi ile, projede çalışanların bazıları ile projenin başlaması evvelinde aynı şirketlerde çalışmış olmamız, bazıları ile de LKD ve diğer özgür yazılım topluluklarındaki ortak çalışmalarımızda tanıştığım arkadaşlarım olması dolayısıyla bir gönül bağım var.

O zaman da doğrudan özgür yazılım dünyasının içinde değildim, bugün de değilim. Telekomünikasyon ve internet yazılımları sektöründe yazılım çözümleri geliştiriyor ve satıyorum. Geliştirdiğim çözümlerin bazılarını özgür yazılımların üstüne kuruyorum. O zamanlarda yazılımları kendim de geliştiriyordum; bugünlerde daha az yazılım geliştirir oldum.

Pardus projesi en başta Türkiye'de derebeylikleri veya küçük kamplar şeklinde organize olmuş özgür yazılımla kendince oynayıp duran insanları toplayıp aynı hedefe yönlendirerek Türkiye genelinde yaygın şekilde kullanılabilecek bir ürün çıkarma işini LKD hiç denemediği ve hatta bu işe kalkışmadığı için TÜBİTAK'ın bu boşluğu doldururken kâr dahi edilebileceği ihtimalini görmüş olmasından başlamış olabilir. Ortamı görebiliyorum, ama TÜBİTAK'ı asıl eyleme geçirenin gerçekte kim ve ne olduğunu hep merak etmişimdir.

Biz LKD üyeleri olarak böyle bir iş yapacak değildik. Yani LKD dernek olarak kanuni mecburiyet olan finansal takip işlerinin yapılabilmesi için dışarıdan muhasebeci tutmaya bütçe ayırmayı daha yakın zamanda başarabilmiş; yönetim kurulu seçimlerinde bir avuç insanın toplandığı, elini taşın altına gerçekten koymak isteyecek insanların pek az olduğu bir dernektir. Böyle bir işe bugün dahi LKD'nin boyu yetmez.

Pardus projesinin önceliği yeni ve özgün bir dağıtımı en baştan yapmak idi.

O zaman bu devrimsel metod maliyeti ve ilk yaygınlaştırılabilir ürünün piyasaya sürülmesine dek geçecek zamanın uzunluğu dolayısıyla çok riskli ve hatta tehlikeli görünmüştü bana.

Yapısal sorunları çözme maliyetlerinin küresel özgür yazılımcılarla daha hızlı paylaşılacağı paylaşımlı bir model bana daha çekici ve makul geliyordu. O zamanlarda (belki eski arşivlerde, günlüğümde veya arkadaşlarla yazışmalarda vardır) Debian dağıtımı tabanlı, insanların göreceği yerleri ülkemiz görsel ve işitsel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde güzelce boyanmış bir ürünle piyasaya çıkıp halkın ihtiyaçlarına daha erken odaklanmayı daha çekici buluyordum; bence hiç olmazsa o yoldan gidilmeli idi.

Fakat projenin en büyük problemi bence bundan (yani teknoloji ve metod seçimi kaynaklı maliyetlerden) ibaret değildi. Yani ben o zamanlarda öyle sanıyordum, fakat birkaç yıl önce öyle olmadığını açıkça görebildim. İnsan yaşı ilerledikçe biraz akıllanıyor herhalde, o zaman görememiştim.

Bence en büyük problem projenin hedef kitle seçimini daha ilk günden hatalı yapmak idi; daha o zamandan projenin akıbeti belli idi.

Mühendislerden oluşan bir ekip kolayına kaçıp "herkes" deyiverdi galiba. Üretilecek bir ürünün toplumun eline geçerek, toplumun elinde değer yaratmasını sağlayacak adama pazarlamacı denir ve o da hedef kitleyi belirler. O adam proje ekibinde yoktu, o vazifeyi de kimse üstlenebilmiş gibi görünmüyordu. TÜBİTAK da mühendislik odaklı bir organizasyon olduğundan mühendislerin yaptığı bu hatalı "herkes" hedef kitlesi seçimini çok yadırgamamış olabilir. Pazarlama konusunda yeterince iyi bir insan proje ekibinde en baştan bulunsaydı muhtemelen ortaya çıkacak ürün "masaüstü bilgisayarlarda çalıştırılacak herkesin kullanabileceği bir Linux dağıtımı" yerine; belki de, "Türkiye'de yaşayan, Türkçe konuşan, 10 yaşından büyük ilköğretim ve lise öğrencileri tarafından eğitim ve eğlence amaçlı kullanılacak bir eğitim, öğretim ve iletişim sistemi" olurdu. Tabii benim bu kadarcık aklı edinebilmem için çok badireler atlatmam gerekti.

Biz girişimcilerin bu Pardus tecrübesinden ve dünyadaki benzer örneklerden edinebileceğimiz çok tecrübe var. En önemliden başlayarak, sırası ile saymak gerekirse:

  • "Milli" veya "Ulusal" sözcüklerinin bir yerine yapıştığı özgür yazılım projeleri sonunda başarısız oluyor. Brezilya, Çin, Kore, İspanya başarısız örnekleri var. Başarılı örnek benim bildiğim yok. Doğumuna milliyetçiliğin veya ulusalcılığın sebep olduğu projeler çok hızlı değişen ve gelişen küresel özgür yazılım (ve teknoloji) dünyasını sadece takip etmekte bile hantal ve hatta finansal olarak güçsüz kalıyorlar; önüne geçip gelişimin bayraktarı olmayı konuşmuyorum bile. Bilginin milliyeti veya ulusu olmayacağını Pardus (veya eski adıyla Uludağ -- Ulusal Dağıtım) projesi başladığında da biliyorduk zaten ama, işte ne yaparsın, basiretimiz bağlandı herhalde. İçimden bir ses milli/ulusal kaygı ile başlayan çoğu projenin eninde sonunda başarısız olacağını söylese de, bu iddiayı sürdürecek ve analiz edecek bilgiye sahip değilim.
  • Yapılan işten bağımsız olarak, pazarlama fonksiyonu fikrin doğumundan itibaren orada bulunmak zorunda.
  • Yanlış hedef kitle seçimi öldürür. Kitle seçimi hakkında alfabe için: http://en.wikipedia.org/wiki/Target_audience
  • Projenin en başında başarının ne olduğunu iyi tanımlamak gerek. Örnek: Ubuntu #1.
  • Özgün olmak başarı kriteri değildir. Başarılı olduktan sonra övünülebilecek bazı şeylerden biri olabilir, ama bir kriter değildir.

Başkalarının ne ders çıkaracağını bilemem, ben kendime bunları çıkardım.

Pardus'a dair en doğru şey sanırım tertemiz kalpli, pırıl pırıl, çok yetenekli ve çok hevesli insanları bir araya toplamaktaki başarısı idi.

Pardus projesinin özgür yazılımların ülkemizde kullanılabilirliğini biraz artırmaya katkısını ve başarısını kabul etmekle birlikte; dünyanın geri kalanına kayda değer bir katkı sağlayabildiğine inanmıyorum.

Son olarak LKD'nin amaçlarına yadsınamaz katkılar yaptığını, ülkemizdeki özgür yazılım topluluğunun her ferdinin, hiç olmazsa bu değerli katkılar sebebiyle yolu Pardus projesinden geçmiş herkese minnettar olması gerektiğini düşünüyorum. Ben kendi adıma minnettarım.

Fri, 23 Nov 2007

Uzunca bir süredir LKD ile ilgili yazmadığımı farkettim. Malumunuz LKD'de yakında yeni bir yönetim kurulu seçmek gerekecek. Çok uzunca bir süredir aklımda yönetim kurulu için bir rüya takımı bulmak vardı zaten, üstelik bu konuda yalnız olmadığımı da biliyorum ama nedense pek fazla insanla konuşamadım bu konuda. Umarım yakında.

Az önce Planet GNOME okurken Murray Cumming'in GNOME Foundation BoD 2007 adayları hakkındaki blog yazısını gördüm; paylaşmak istedim. Murray özetle adaylara oy verirken hangi hususları dikkate alacağını anlatmış. Daha önce de tartıştığımız üzere bu yıl şöyle birşeyler yapabilsek:

  • Yönetim kurulundaki rolleri ve bu rollerin her birinden den beklentileri bir yerlere ortalama algı becerisine sahip, dernekler kanunu ve ilgili mevzuattan bihaber insanların da kolayca anlayabileceği bir lisanla yazsak,
  • Adaylık sürecini genel kurul toplantısı sırasında değil de, daha önceden Internet üzerinden başlatabilsek (gayri-resmi olduğunu biliyorum, amacım üyelerin muhtemel adayları daha yakından tanımalarını sağlamak)
  • YK'ya aday olacakların kendilerini kolayca tanıtabilecekleri, ama tanıtımların da tek bir yerden derli toplu biçimde erişilebileceği bir ortam sunabilsek
  • Aday olacakların kendilerini tanıtırken kullanabilecekleri bir örnek tanıtım hazırlayabilsek

bence harika olurdu.

Wed, 28 Mar 2007

Geçtiğimiz günlerde Didem Kamoy'un da günlük tuttuğunu farkedince izlemeye başladım, daha önce Onur'un gittiği bir iş görüşmesi hakkında yazdığım yorumu eleştirmiş ve beni eziklikle itham etmiş. Hatalı davranışlara hatalı davranışlarla verilen tepkiler sorunları çözseydi Ortadoğu'da savaş yerine barış olurdu, ama konu bu değil.

Didem daha da ileri giderek Parkyeri tayfası vs. Pardus tayfası şeklinde bir çekişmenin varlığından bahsetmiş; Onur ve ben ayrıldıktan sonra isimlendirmenin zorlaştığını söylemiş. Eski işverenim hakkında yorum yapacak değilim ama adımın Uludağ projesi ile ilgili bir çekişmenin iddiası içerisinde geçmesinden rahatsız oldum.

Benim orada çalıştığım dönemde Parkyeri'nde kimsenin Uludağ/Pardus ile ilgili bir çekişme içerisinde yer aldığını veya bu projeye karşı herhangi kötü düşüncelere sahip olduğunu düşünmüyorum. Parkyeri, Türk Ticaret Kanunu hususlarına bağlı bir anonim şirkettir; faaliyet alanları bellidir ve bu alanlardan kâr elde etmeyi amaçlar. Şirketlerin kuruluş sözleşmelerinde böyle yazar. Bildiğim kadarıyla Parkyeri'nin faaliyet alanları ile Pardus projesinin çakıştığı pek bir yer yok, tek ortak noktaları birkaç çalışanlarının aynı topluluktan gelmesi olan iki grup insanı bu şekilde karşı karşıya getirmek veya böyle olduklarını iddia etmek doğru değil. İddiaya da hacet yok, sorarsan öğrenirsin Didem.

Kendi adıma, Pardus/Uludağ projesinde kısa vadede ticari çıkar göremediğim için hayatımda yer almadığını söyleyebilirim. Aynı sorun projenin ilk günlerinde de vardı. Aslında, orta vadede de diğer faaliyet alanlarına kıyasla göreceli ticari çıkar göremiyorum; yani perakende Linux destekçisi veya toptancı geliştirici olmak pek ilgimi çekmiyor. Ayrıca 3 gün öncesine kadar Windows XP kullanıyordum. Bu konuda Osmanlı'da devşirme tabir edilen insanlara benzediğimi söylerim zaman zaman.

Son olarak, hep söylediğim gibi, Pardus projesinin geldiği noktaya gerçekten saygı duyuyorum.

Hazır Pardus demişken, tamamıyla meraktan ve aslında süreklilik/olumsallık (contingency/mitigation) planlaması yapılıp yapılmadığını öğrenmek için soruyorum, ki muhtemelen proje belgelerinde bir yerlerde hazır yanıtı da vardır ama ben bulamamışımdır: Sonuçta UEKAE bir enstitü olarak yatırımlarını Allah rızası için yapmıyor ve bu yatırımlardan gelir elde etmeyi amaçlıyor; beklediği geliri elde edemezse ve Pardus'a destek vermekten vazgeçerse (sunucular, bant genişliği, tanıtım giderleri için finansal destek, tam zamanlı geliştirici desteği ve bilmediğim diğerleri) Pardus'un hali nice olacak?

GPL zaten, birileri alır, fork edip devam eder inşallah yanıtı alacağımı tahmin edebiliyorum tabii ama, asıl soru projenin hedeflerinin böyle bir durumda nasıl etkileneceği ve bu proje hedeflerine bağımlı durumda olan, veya bu proje hedeflerine göre kendince planlar yapmakta olan insanların hedefleri bu durumdan nasıl etkilenecek?

Sorularımdaki iyi niyetten şüphe edilmeyeceğini umuyorum.

Wed, 03 May 2006

Merhaba,

Aslında zamanım oldukça dar, ara sıra RSS yoluyla Gezegen okuyorum. Düşünceyi ortaya atıp uygulayan ve bir süre işleten kimse olarak yorum yazmamın doğru olacağını düşündüm.

Öncelikle, günlüğünün Gezegen'den yayınlanmasını isteyecek insanların Linux ve Özgür Yazılım ile ilgisiz olduklarını düşünmüyorum. Buraya kadar gelip bir de günlüklerinin eklenmesini istemişlerse herhalde Türkiye'de bu konularda ilerleme sağlamak üzere birşeyler yapıyorlardır. Diğer yandan, buranın bazı kuralları (ve unuttuğumuz kuralları ileride ekleyebilelim diye bir catch-all(?) kuralı) var. Kurallar bizleri korumak için var.

Gezegen'de Özgür Yazılım olmayan yazılımlarla ilgili ipucu vb. bilgilerin yer almasının zararlı sonuçları yararlı sonuçlarından daha fazla. Neden bahsettiğini bilmeyen insanların, "Linux'çular aslında Linux kullanmıyor, yalancı onlar, aslında pencereler kullanıyorlar" gibi garip yorumlarla ikna etmekte (daha doğrusu ulaşmakta) zorlandığımız insanların algılarını etkiliyor olmaları bence en büyük zararı.

Bu nedenle Gezegen Linux'u yöneten bir (grup?) insan var ve her zaman olmalı. Bu insan(lar) proaktif davranmalı, kurallara uymama ihtimali olan insanları zaman zaman e-posta ile veya başka yollarla ulaşarak uyarmalı, gerekli gördüklerinde bu gibi günlüklerin Gezegen'den yayınlanmasını engellemeli.

Diğer taraftan, ben Gezegen'i ilk olarak birbirini tanıyan ve birbirinin yakın arkadaşı olan, fakat çok sık görüşemeyen insanların günlüklerini biraraya toplayacak bir araç olarak düşünmüştüm ve bu düşüncenin bir kısmını da korumak taraftarıyım. Gezegen'in Penguence'den bir farkı da bence insanların Özgür Yazılım veya bilişim teknolojileri ile doğrudan ilgili olmayan hayatlarından da bahsedebildikleri bir ortam oluşu (merak edenler için, diğer farkı da yaşayan bir yapı oluşu).

Bunun yanlış anlaşılmasını istemiyorum, Gezegen'de sansür uygulansın demiyorum ancak Türkiye'de Özgür Yazılım veya Linux dendiğinde akla ilk gelen isimlerin günlüklerinin toplandığı bir siteye eklenen insanların bu sorumluluğu taşımak istemelerinin ve taşıyabilecek olmalarının önemli olduğunu düşünüyorum.

Saygılar,

Mon, 06 Mar 2006

Tue, 31 May 2005

Wed, 25 May 2005

Fotoğraflardan da görebileceğiniz gibi şenlikte bolca eğlendik. Daha da varmış.

Diğer arkadaşların yazdığı iyiydi, güzeldi, süperdi, harikaydı kısımlarına ekleyecek pek birşeyim yok. Kötü şeyler yazmaktan hiç hoşlanmıyorum ama böyle giderse kimsenin de yapacağı yok. Dost acı söyler, çalışmalara da katılamadım bu yıl, hariçten gazel en kolayından, olabildiğince kısa, buyurunuz:

Birbirimize ödüller verdik. Bizbizeydik, pek yabancı yoktu, insanlar birbirlerini görmeye gelmişlerdi. Ticari hedefleri olan sponsorlar paralarını boşa harcadılar, kayda değer birşey çıkmaz oradan. Muhtemelen katılımcı sayısı geçen yıldan azdı. Seminerler gördüklerim ve duyduklarıma dayanarak, Mayıs ayı portakalları gibiydi: kuru ve büzüşmüş. Bu iş böyle gitmiyor artık. İnsanların "adı her ne ise o etkinliğe" gelmek için daha iyi nedenlere ihtiyaçları var. Bilgiyi Google da getiriyor. Sorularına listelerden de cevap alabiliyorlar, zahmet etmelerine gerek kalmıyor. Linux da pek bir kolaylaştı, "getirin bilgisayarınızı Linux kuralım"'ın modası geçti. Oyun turnuvaları da bir fiyasko oldu bence, 2 yada 3 ziyaretçi vardı turnuvalara (ve hatta hazine avına) katılan, hediyeleri de mecburen birbirimize verdik. Mert'e de dediğim gibi, bir dahaki yıl Internet Cafe açmasak da olur yani. Zaman değişiyor, insanlar kendi bilgisayarları ile geliyorlar. Pek şen olamadı bu şenlik...

Bu sorunlarla ilgili bazı çözüm önerilerim olabilir, bu konuda (özellikle) dernek listesinde bir tartışma başlarsa. Ama bu tartışmayı ben başlatmayacağım. Bir de Barış Özyurt'u birinin uyarması gerekliydi, nasılsa boğazıma kadar battım, haddimi bilmeyerek, bunu ben üstleneceğim. Çok kızdım Barış, beni alternatif ödüllerden birine layık görmediğin için :) Kapanış partisindeki eğlenceli olduğu kadar terbiye sınırlarını zorlayan garip alternatif ödüllerin sonu artık gelmeli. Karnımı tutarak güldüm ama umarım kayıtlarda o kısmı bir şekilde keseriz. Bir de o ödülleri pek duyurmasak diyorum... Çok ayıp olacak. Orada söylendi, gelen öğrendi. Bilenler bilmeyenlere anlatsın ama abartmayalım. Hürriyet'de ana sayfaya manşet olmasın sonra...

Barış Metin'i oldukça başarılı KDE sunumundan dolayı tebrik etmek istiyorum. Barış aldığı ödüllerin tümünü sonuna kadar haketmişti bu yıl, benim de oyum kendisineydi. Tekrar tekrar tebrikler!

Kapanış partisinde farkettim ki, Uludağ ekibi LKD için seferber olmuş geçen yıl boyunca. İnsan düşünmeden edemiyor... Powerball yüzünden de olabilir mi? Hmm.

Yılın En Başarılı Yerelleştiricisi ödülünü takdim etmekten gurur duyduğum Recai Oktaş hocamı, ayrıca buradan da tebrik etmek istiyorum.

Şenlik boyunca insanüstü çaba gösteren Onur Küçük başkanlığındaki Etkinlik Çalışma Grubu'na da teşekkür etmek istiyorum. Özgür Kuru, sana da teşekkürler. (Temel, sen de dur!)

Bir de Selçuk Erdem vardı aramızda. Usanmadan insanların getirdiği Penguen dergisi sayılarını imzalayan :) Kendisini aramızda görmekten mutluyuz. Bir kale daha fethettik.

(Sponsor hat on) Ek olarak, kayıt masası sponsoru Parkyeri olarak, kayıt masası ile ilgili gecikmeden ötürü tüm LKD topluluğundan özür dilemek istiyorum. Umarım telâfi edebiliriz.

Gürkan'ın dediği gibi, daha farklı gelişim süreçlerinin de denenebilmesi için LKD'ye alternatif birkaç oluşum daha gerekli Türkiye'ye belki de.

Eski belgelerimi karıştırırken biraz nostalji buldum, 1. Linux ve Özgür Yazılım Şenliği'nden, küçük bir kısmı nedense eksik. Lütfen bakarken sunucuma iyi davranın. Bant genişliğim sınırlı :)

İyi eğlenceler,

--
Enver - Insomniac, playing the dirty boy today.

Mon, 09 May 2005

Doruk'un bir ara e-posta ile uyardığı gibi, Gezegen Linux'da tüm saatler, PlanetPlanet kodunda belirlendiği gibi UTC olarak görüntüleniyordu. Alvaro Mera del Castillo'nun da yardımıyla Planet'e bir müdahalede bulundum (adresteki yama hatalı bu arada, şimdi farkettim, \t yerine 8 adet white-space olacak). Artık Gezegen'de saatler düzgün görünüyor. Hayatta biraz ilerleme kaydettik galiba

Wed, 20 Apr 2005

LKD için gönüllülerin gönderdiği logolar arasından birini dernek üyeleri tercih edecek ama düşündüm de, insanların logo tercih ederken nelere dikkat etmeleri gerektiğini özetlemek istedim.

  • Logo, bir kurumun kimliği anımsatır. İkide birde değiştirilmemelidir, kararlı olunmalıdır zira insanlar sürekli değişen logoların hangisinin kime ait olduğunu hatırlamakta güçlük çekeceklerdir.
  • İyi bir logo az ve öz renk içermelidir. Fazla karmaşık ve algılaması zor şekiller, geometrik oyunlar, renk cümbüşleri bir logo için istenen sonuçları genelde vermeyecektir.
  • İyi bir logo farklı mecralarda bozulmadan kullanılabilmelidir. Internet, e-posta, fax, t-shirt baskı, antetli kağıtlar, zarflar ve hatta TV gibi farklı mecralarda kullanılabilme ihtimali logo tasarımı sırasında dikkate alınmalıdır.
  • Eğer bir logo değiştiriliyor ise, yeni logo en azından eskisini anımsatmalıdır; insanlar yeni logoya hızla ve kolayca alışabilmelidir.

Öncelikle oylama için logo gönderen tüm arkadaşlara sonsuz teşekkürler, hepinizin eline sağlık. Bu kriterlere bakarak ben bir tercih yaptım. Umarım değerlendirmenize yardım edebilmişimdir.

About me

I'm Enver ALTIN. I'm from the other side of the river.

Calendar

March 2012
SuMoTuWeThFrSa
     1 2 3
4 5 6 7 8 910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Categories

/ (398)
  articles/ (1)
  books/ (8)
  coffee/ (1)
  construia/ (2)
  debian/ (1)
  events/ (13)
  factsoflife/ (15)
  general/ (9)
  gnome/ (16)
  humor/ (21)
  lkd/ (9)
  management/ (1)
  mobile/ (6)
  mono/ (4)
  music/ (8)
  personal/ (47)
  politics/ (31)
  postgresql/ (4)
  programming/ (12)
  projects/ (2)
  quotes/ (3)
  technology/ (10)
  tips/ (7)
  travel/ (2)
  work/ (13)

Archives

Links

Popular

Talk slides

Other stuff

License

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution 2.5 License.

Miscellaneous

This site is built on the wonders of Pyblosxom, supposed to be W3C XHTML 1.0 and CSS 1.0 compliant, always handcoded using Vim. The server that hosts this site is powered by Debian GNU/Linux.
.O.
..O
OOO