The truth about my life

Sat, 14 Oct 2006

Linux Gezegeni'nde Ömer Fadıl Usta'nın "FRANSIZ ÜRÜNLERINI BOYKOT EDIYORUZ!!!" başlıklı yazısını gördüm, yüksek müsaadelerinize sığınarak konuyla ilgili düşüncelerimi yazıya dökmek istedim. Biraz uzun oldu, zamanınız yoksa sadede buyurun, sonra gelir okursunuz belki.

Bir gün dönüp bu yazıya bakacağım ve tartışmanın neyin etrafında döndüğünü anımsamakta güçlük çekeceğimi tahmin ediyorum, bu nedenle hızlı bir özet yapacağım.

Bütün tartışma Fransa'nın, 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'nin Ermenileri hedef alan planlı bir soykırım uyguladığı iddiasını reddedenleri cezalandırmayı öngören yasa tasarısını senato onayına sunmayı oy çokluğu ile kabul etmesi ile başladı. Fransa'da, Ermeni lobisinin baskılarıyla Fransa'nın kendi anayasasına ve Avrupa Birliği Kopenhag kriterlerine de doğrudan aykırı biçimde düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını hedefleyen bir yasa tasarısını çoğunluğun kabul ettiği bir oylama yapıldı. Eğer bu yasa kabul edilirse, bir Fransız vatandaşının "Osmanlı'nın Ermeni soykırımı" iddiasının yanlış olduğunu ispatlayan belgeler yayınlaması veya bu yönde bir konuşma yapması suç kabul edilecek.

Yasa muhtemelen Fransız hükümeti tarafından reddedilecek, ancak Ankara ve Paris arasındaki ilişkilerin bundan zarar göreceği kuvvetle muhtemel. Bence bu kadarı ile de kalmayacak, önümüzde bir Papa 16. Benedict'in Türkiye Ziyareti var. Fener Rum Patriği Bartholomeos ile de görüşecek. Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleşmesinden bahseden kehanetler havada uçuşuyor.

Türkiye ve AB'nin arasının geçici bir süre için açılmasından en büyük yararı "Büyük Ortadoğu Projesi" doğrultusunda Türkiye'ye gereksinimleri dolayısıyla ABD ve Ortadoğu'da çalışan petrol şirketlerinin çıkarlarını korumaya çalışan İngiltere görecek muhtemelen. İngiltere'nin ayrıca özel bir konumu var, Vikipedi'deki Kıbrıs Kronolojisi adlı makaleden:

1959-1973

11 Şubat 1959: Türkiye ve Yunanistan, bağımsız bir devlette Kıbrıs halklarının durumunu belirleyen Zürih-Antlaşması’nı imzaladı.

19 Şubat 1959: Zürih Antlaşması, Londra Antlaşması adı altında Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve adadaki iki halkın liderleri tarafından tekrar imzalandı. Böylece Kıbrıs, iki halkın ortak egemenliğinde ve yönetiminde, üç ülkenin de garantörlüğünde bir ada haline geldi. Ayrıca taraflarca Garanti ve İttifak Antlaşmaları da imzalandı.

Kıbrıs'daki İngiltere üssü ABD'nin ortadoğu petrolleri projesi için çok önemli olsa gerek, baksanıza ne kadar çok uğraşıyorlar. Öngörebildiğim kadarıyla ABD, PKK yoluyla Türkiye üzerinde havuç ve sopa oyunu oynarken, bir yandan da Rum ve Ermeni lobilerini kullanarak Türkiye'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nde etkin rol oynayabilmesini kolaylaştırmak amacıyla Türkiye'nin AB politikasının birazcık ertelenmesini sağlayacak. Zamanlama ayrıca oldukça başarılı, çünkü Türkiye'de yeni seçim dönemi yaklaşıyor. Bakalım CIA bu kez kimin için nasıl bir reklam kampanyası üretecek, bunu Türk halkına kimin üzerinden kimlerin parasıyla pazarlayacak? Bugünlerde George Soros'un adı sık geçiyor, genelde CIA ile birlikte. Bahisler yakında başlar, biz de merakımızı gideririz.

Özümüze dönecek olursak, bu karmaşadan Rumlar ve Ermeniler zararlı çıkacaklardır, ama onlar zaten kötü durumdaydılar. Türkiye'nin kısa vadede karlı mı, yoksa zararlı mı çıkacağını tam kestiremiyorum ama uzun vadede petrodolar'dan (İran'a da benzemeden) ne kadar uzaklaşsa o kadar iyidir. En karlı çıkacak olanlar muhtemelen ABD ve İngiltere galiba. Yakında Kerkük petrollerini nakletmek gerekecek. Suriye yanaşmıyor, Lübnan'ın neden dayak yediğini çok merak ediyorum. Geriye kaldı Türkiye. Eh, Mersin'den de zor oluyor biraz ama, ne yapalım, hiç yoktan iyidir.

Çok mu karıştı ortalık? Halbuki daha başlamadık bile. Irak parçalanırken yine gelin, mısır patlatıp bira içerken, kıllı şişman göbeklerimizi okşayarak CNN Türk'den izleriz olup biteni.

Bizim Ömer Fransız mallarını boykot edelim demiş, asıl derdim onun yazdıklarıyla. Kişisel alma güzel kardeşim; sonuçta ikimiz de iyi niyetliyiz değil mi?

Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü her ay biz sıradan ama nispeten daha eğitimli insanların açıp okuması için aylık raporlar yayınlıyor arkadaşlar. Bu raporlar, maaşları bizim ödediğimiz vergilerle ödenen insanlar tarafından, bizim ödediğimiz vergilerle satın alınan araçlar ve kapalı kaynak kodlu Amerikan malı yazılımlar (buna da geleceğim, ama şimdi değil) kullanılarak hazırlanıyor. Bir ton para döküyoruz bunlara, sadece gazeteciler ve bir kısım ekonomist açıp bakıyor, zahmet buyurursa. Bu raporlar büyük ölçüde gerçekleri yansıtıyor, mümkün olduğunca güvenilir veriler kullanılıyor. Unutmayın, bu devlet ve ataları 800 yıllık vergi alma tecrübesine sahip; hesap işini dünyadaki herkesten iyi biliyorlar. Nasıl olduysa Roche kaçmış gözden, sahi ne oldu o hikaye? Bir de, neden geçen ay çıktı su yüzüne? Kapitülasyon muydu neydi, öyle birşeyler vardı eskiden, onu hatırladım.

Efendime söyleyeyim, geçen ayın raporu biraz gecikmiş, malumunuz gündem yoğun, o kadar veri de kolay toplanmıyor tabii. Sitede en son Ağustos ayına ait ekonomik rapor vardı, her gün haberlerde söylüyorlar o rakamları ama insan pek dikkat edemiyor. Açtım baktım, aylara ve yıllara göre değişen çeşitli rakamlar verilmiş. Şimdi alıp buraya koymayacağım tabii ama 40 yıl kadar önce kendi kendine yetebilmesiyle övünen güzel ülkemizin ithalatı almış başını gitmiş, neredeyse ihracatının iki katı olmuş. Bütçe açığı her ay katlanarak büyüyor, büyüyor, büyüyor...

Sadede buyurun.

Ömer Fransız mallarını boykot edelim diyerek iyi niyetli birşey yapıyor ama, bence boykot değil bilinç gerek. Eskiden yerli malları haftası diye birşey kutlanırdı. Gavur yoğurdu bizden öğrendi, şimdi bize satıyor Danone diye. 3 tarafımız suyla çevrili, Danone-SA'dan pet (Rusça 5 demek -- doğrusu plastik olacak) şişede su alıyoruz. Maraş dondurması dillere destan, Algida'yı öyle benimsemişiz ki Türk malı sanıyoruz.

Arkadaşlar, bu dış ticaret açığı ithal malların alımını mümkün olduğunca azaltırsak kapanır. Ülkenin iktisadi kurtuluşuna halkın en büyük desteği böyle olur. Boykot (Türkçe'si yok mu bunun?) falan geçici çözümler. Kanayan yara, yara bandıyla kapanmaz.

Dış ticaret açığının hissedilir bölümünü yabancı yatırımcıların kurduğu, bilançolarında pek az kar ediyormuş gibi görünerek vergi maliyetlerini azaltmaya çalışan kocaman şirketlerin yarattığının farkındayım, onlara halk ne yapacak bilemiyorum.

Gavurdan öğrenecek çok şeyimiz var. Politikacıları ve sistemi cezalandırmaya çalışmaktan vazgeçip sorunları çözmeye devam etmek gerek. Buyurunuz, favorim Wikipedia'dan Fixing The Broken Windows adlı makale. Kırık pencere bırakmayalım.

Son olarak, Orhan Pamuk'u tebrik etmek istiyorum. Ayrıca Sırbistan Cumhuriyeti vatandaşı olduğum düşünülerek Ermeni soykırımı konusundaki görüşlerimin sorulacak olması ihtimaline karşın belirteyim, gerçekten bilmiyorum. Ben bir garip bilgisayar programcısıyım, özellikle tartışmalı tarih konularına burnumu sokacak değilim. Türk hükümetinin Ermenistan'a yaptığı tarihçilerden oluşan bir komisyonun toplanarak konunun kalıcı olarak aydınlatılması teklifini ise destekliyorum. Ama Ermenistan ile sınır kapısının açılması, havalimanlarının da açılarak ticaretin başlaması konusunun buna bağlanması bana abuk geliyor. Hem bakalım Rusya ne diyecek bu işe? Bahane olmasın bunlar? Sesimiz pek çıkmadı ama Çeçenistan'da Rusların yaptıklarını unutmadık daha. Aynısı Ermenilerin başına gelmesin?

Saygılar,

-- 
Enver

Biraz dağıttık sanki ama...
blog comments powered by Disqus

About me

I'm Enver ALTIN. I'm from the other side of the river.

Calendar

October 2006
SuMoTuWeThFrSa
1 2 3 4 5 6 7
8 91011121314
15161718192021
22232425262728
293031    

Categories

/ (398)
  articles/ (1)
  books/ (8)
  coffee/ (1)
  construia/ (2)
  debian/ (1)
  events/ (13)
  factsoflife/ (15)
  general/ (9)
  gnome/ (16)
  humor/ (21)
  lkd/ (9)
  management/ (1)
  mobile/ (6)
  mono/ (4)
  music/ (8)
  personal/ (47)
  politics/ (31)
  postgresql/ (4)
  programming/ (12)
  projects/ (2)
  quotes/ (3)
  technology/ (10)
  tips/ (7)
  travel/ (2)
  work/ (13)

Archives

Links

Popular

Talk slides

Other stuff

License

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution 2.5 License.

Miscellaneous

This site is built on the wonders of Pyblosxom, supposed to be W3C XHTML 1.0 and CSS 1.0 compliant, always handcoded using Vim. The server that hosts this site is powered by Debian GNU/Linux.
.O.
..O
OOO