<< Back The truth about my life

Sat, 04 Mar 2006

Önce haberden birkaç satır alıntı, zaten haberin kendisi de bu kadar. Gerçekten bu kadar önemli konuları kasıtlı olarak mı bu kadar kısa haberler olarak geçtiklerini merak ediyorum. Acaba birilerine bu gerçeklerin geçmişteki nedenlerini hatırlatmaktan korkuyor olabilirler mi?

CENEVRE - WHO küresel kolera koordinatörü Claire-Lise Chaignat, ülkenin güneyinde geçen ay tespit edilen 5441 vakadan 101’inin ölümle sonuçlandığını, günlük vaka sayısının ise düşmesine rağmen halen 100-150 olduğunu belirtti. Chaignat, WHO ve diğer yardım kuruluşlarının Sudanlı yetkililere antibiyotik ve klor tabletleri sağladığını, ancak stokların ikmalinin yapılması gerektiğini kaydetti.

Daha önce Noam Chomsky'nin 9-11 adlı kitabını okumuş ve bir kısmını alıntılayarak günlüğümde yayınlamıştım. Alıntıladığım bölüm tam olarak da bu konuyla ilgiliydi. Chomsky, Sudan'ın El-Kaide ile ilişkisi olduğundan, Doğu Afrika'da ABD konsolosluklarına saldırıda bulunduklarından şüphelenilen iki teröristi; bu teröristler hakkında detaylı bir analiz içeren istihbarat bilgileri ile birlikte ABD ile paylaşmayı teklif etmesi ancak bu teklifin ABD tarafından reddedilmesi ile oldukça ilginç bir boyuta ulaşan ve bu olayın hemen sonrasında CIA'in Sudan'daki Al-Shifa ilaç fabrikasını yanlışlıkla yoketmesiyle devam eden olaylar zincirinin 11 Eylül saldırılarına kadar uzanışını bu paragraflarda detaylı olarak inceliyor.

CIA'in Sudan'da ne amaçladığını henüz bilmiyorum ama, yokedilen Al-Shifa (El-Şifa?) ilaç fabrikası Sudan'daki toplam ilaç ihtiyacının yarısından fazlasını karşılıyordu. Zengin-fakir, Sudan'lı halkın ilaç ihtiyacı güçlükle karşılanabildiği için ülkede insanlar kolayca tedavi edilebilen ve daha gelişmiş ülkelerde insanların adını bile unuttukları kolera gibi hastalıklardan ölüyorlar.

Daha kötüsü ise bu kirli işlerin devam ettirilebilmesi için Uluslararası Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi organizasyonlara düzenli olarak yapılan bağışların son 10 yıldır önemli ölçüde azaltılmış olması. ABD, 300 milyondan az nüfusuyla tek başına dünyadaki zenginliğin yarısından fazlasını tüketiyor. Dünyanın geri kalanına zarar vermekten çekinmeden. 300 milyon insan nasıl oldu da bu kadar acımasız hale gelebildi?

Uzunca bir süredir (teşekkürler Can) Maksim Mrvica dinliyorum. Saniyede 18 nota bastığı söylenen bu Hırvat piyanistin ritmine uymaya çalışarak kod yazmak bağımlılık yaratıyor. Bu arada, ekşisözlük'de insanlar Maksim hakkında birşeyler yazmışlar, her konuda yazdıkları gibi. Kolibre, Pagrag, Claudine, Hana's Eyes, Handel's Sarabande, Blue Balloon, Mojito, Still waters ve LeeLoos theme adındaki parçalarını gün içerisinde ard arda defalarca dinliyorum. Özellikle Kolibre, bence klasik müzik ve piyano dinlemeyi seven herkesin büyük keyif alacağı çalışmalardan biri.

Ayrıca yine oldukça uzun bir süredir dinlediğim iki grup var. Maksim gibi klasik müziği başarıyla modern tarzda yorumluyorlar. Bond, dört güzel ve yetenekli kadından oluşan bir grup (teşekkürler Zehra), yaylı çalgıları kullanıyorlar. Born ve Shine adlı iki albümlerindeki parçaların çoğunu daha önce çok farklı tarzlarda dinlemiştim, bu nedenle çalışmalarının tümü bana oldukça tanıdık gelmişti. Adagio severim ama Bond yorumu oldukça farklı ve ilginç bir tecrübe. Keyifle dinlediğim parçalar arasında Big Love Adagio, Bella Donna, Shine, Kashmir, Gypsy Rhapsody, Libertango ve tabii muhtemelen her yerde defalarca duyduğunuz Victory var. Victory'nin Bond yorumunun dünyanın her yerinde bu kadar popüler olabilmesi gerçekten inanılmaz.

Ahem. Ve, Wild (teşekkürler Erçin). Bir web siteleri varsa da ben bulamadım, yerine bunu bulabildim. Wild, konuya yaklaşımları açısından Bond'a çok benzeyen bir grup. 5 kadından oluşuyor, yine yaylı çalgılar kullanıyorlar. Biraz elektronik destekli ve daha sert gibi geliyor, ayrıca bazı parçalarda insan sesi unsurunu da az da olsa kullanıyorlar. Bildiğim tek albümlerinin adı Time. Hem grubun adı, hem de albümlerinin adı biraz fazla genel olduğundan bu grup hakkında daha fazla detaylı bilgiye ulaşmak pek kolay olmuyor. Keyifle dinlediğim parçalarının arasında, bir süredir çeşitli TV kanallarında boy gösteren klipleri Hipnotic, Ave Maria, Fiesta, Sun Forest, Living in the Land ve The Eve of The War var.

Birbirine benzer müzik yapan 2 grup ve bir piyanisti diğer (vanilyalı?) klasik müzik türlerinden ayırarak daha fazla dinliyor olmamın mantıklı bir nedeni olsa gerek, diye düşünüyordum. Kısa bir araştırmadan sonra bu durumun tesadüf olmadığını ispatladım. Bond, Wild ve Maksim'in tüm albümlerinde Tonci Huljič adlı Hırvat TV yapımcısı ve düzenleyici (composer demeye çalışıyorum, karşılığını bulamadım, bilen biri bildirirse düzelteyim) tarafından düzenlenmiş çok sayıda parçaya rastladım ve açıkçası bu durum Bond ve Wild grup üyelerinin bazılarının Hırvat olduğunu daha önce öğrendiğim için beni çok şaşırtmadı.

Hazır klasik müzik demişken, Jacqueline du Pré albümleri arıyorum ve Amazon'dan sipariş etme meraklısı da değilim. Olur da bir yerlerde görürseniz, burada en az bir hazır alıcısı var.

İyi eğlenceler,

About me

I'm Enver ALTIN, a software developer at Cellenity.

Calendar

March 2006
SuMoTuWeThFrSa
    1 2 3 4
5 6 7 8 91011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

Categories

/ (355)
  articles/ (1)
  books/ (7)
  coffee/ (1)
  debian/ (1)
  events/ (7)
  factsoflife/ (13)
  general/ (8)
  gnome/ (16)
  humor/ (21)
  lkd/ (8)
  management/ (1)
  mobile/ (1)
  mono/ (4)
  music/ (8)
  personal/ (35)
  politics/ (27)
  postgresql/ (4)
  programming/ (12)
  projects/ (2)
  quotes/ (1)
  technology/ (7)
  tips/ (6)
  travel/ (1)
  work/ (13)

Archives

Links

Popular

Talk slides

License

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution 2.5 License.

Miscellaneous

This site is built on the wonders of Pyblosxom, supposed to be W3C XHTML 1.0 and CSS 1.0 compliant, always handcoded using Vim. The server that hosts this site is powered by Debian GNU/Linux.
.O.
..O
OOO