<< Back The truth about my life

Wed, 30 Apr 2008

A thief broke into our car and stole the laptop which was hidden in the trunk. Lesson learned: don't leave valuable stuff in the car, even in the trunk. Thiefs know well that back seats of the Megane II are handy to reach the trunk. I'll see what Renault has to offer to fix this security issue.

Everything but some of the data and my personal reliance was insured, so I've lost nothing but time and a couple documents and personal to do lists.

If you've been waiting for something from me, which I should have added to my to-do list or something, I'd love if you could remind me soon.

So I'm trying to settle on this little Packard Bell EasyNote BG45, which we bought sometime last week. Despite the small keyboard, it's relatively comfortable. We'll see how long it takes before I can get back to my daily routine. Please bear with me. Thanks.

Fri, 09 Mar 2007

I recently blogged that I have joined Cellenity. As part of the transition to new business environment, I have changed my cell phone number. My personal cell number is still active, but I guess it'll be out of reach most of the time. Please drop me a line if you think you may need my new contact details.

Thu, 25 Jan 2007

I accidentally stepped on a piece of shit 5 mins ago and I'm writing this using PuTTY on my Nokia 3660.

Sat, 13 Jan 2007

Sevgili Koray Löker adımı vermeden yazılarımdan birine atıfta bulunmuş ve Bilkent Kütüphanesi'nin bir fotoğrafını yayınlamış. Sanırım bir üniversitenin dev bir kütüphane sahibi olmasından daha doğal birşey olamaz. Ankara biraz uzak ama önermesi bile yeter. Tanıyanlar bilirler, ben bir üniversiteye en çok LKD Seminerleri sayesinde yaklaştım, bu nedenle de aslında çalışmaktan belki de çok mutlu olacağım Türkiye'deki bazı kurumlar beni iş görüşmeleri için dahi kabul etmiyor, etse de yaşamımı sürdürmeme yetecek gelirin çok altını teklif ediyorlar. Aynı Steve Jobs gibi ben de ailemin olmayan parasını üniversite eğitimine harcayacak lükse sahip olmadığımı düşündüğüm için, Marmara Üniversitesi'ni 2. yılında bıraktım. Zamanımın tümünü zaten yaptığım ve o dönemde bana göre iyi giden işlerime ayırdım.

Hiçbir zaman pişmanlık duymadım ama sanırım en çok Serdar Köylü ve Fatih Özavcı'nın da katıldığı yanılmıyorsam 2002'de Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ndeki LKD seminerlerinde, sürpriz bir şekilde etkinliği izlemeye gelen dönemin Samsun Valisi'nden aldığım hediye ve Serdar Köylü'nün oradaki semineri izlemeye gelenlere seminerlere katılabilmek için final sınavlarıma gitmediğimden bahsetmesi verdiğim karardan gurur duymama neden olmuştu.

Koray, umarım çalıştığın yerin değerini biliyorsundur. Yerinde olmak isteyecek onlarca insan biliyorum.

Değerli hocam Erkan Tekman da adımı vermeden yazılarımdan birini eleştirmiş, kendisine kalemi eline aldıracak kadar birşeyler yazabildiğim için kendimle gurur duydum. Teşekkürler hocam. Adımı vermemişsiniz ama en azından benden cahil bir genç diye de bahsetmemişsiniz, sağolun. Ara sıra haddimi bilmeyerek dangalaklık ettiğim oluyor, kusuruma bakmayın.

14 yıldan biraz fazla bir süredir yapmak zorunda olduğum uyku, yemek, temizlik gibi işlerin tümünden artan zamanı bilişim sektöründe çalışarak harcıyorum ve bu zaman zarfında çok sayıda farklı insanla birlikte çalışma fırsatı bulabildiğim için mutluyum. İnsanlar hakkında bazı şeyler öğrenebildiğimi düşünüyorum, bunun da edindiğim diğer tüm teknik beceriden daha değerli olduğunu biliyorum.

Yazımda bağnazlığı nasıl algıladığımı ifade edebildiğimi umuyordum, edememiş olmalıyım. Belki bağnazlık yerine başka birşey demeliyiz buna, bilemedim.

Seçtiğim mesleğin doğasından olsa gerek, bütün hayatın doğru ve yanlıştan ibaret olmadığını ancak ilerleyen yaşlarda öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Olguları böyle görmek insan doğasına ve duygusallığına aykırı olduğu için insan hayatının en temel bileşeni olan ilişkilere zarar verebiliyor.

Parasını ödediğiniz bir malda kusurlu bir yan bulduğunuzda onu alıp satıcının kafasına geçirmezsiniz, saygıda kusur etmeden mağduriyetin giderilmesini rica edersiniz. Bunun nedeni insan ilişkilerine verdiğiniz değerdir. Normal insanlar böyle yapar.

Internet sayesinde artık insan ilişkilerinin gerekliliği sorgulanır oldu, bu da beraberinde çeşitli saygısızlıkları getirir oldu. Günlüğümde eleştirdiğim asıl hadise bununla ve sonuçlarıyla yakından ilgili.

Erkan Tekman'ın bir Internet sitesinin Internet kullanıcılarının tamamına hizmet etmesi gerektiği fikrine ve bunun etrafında kurduğu denklemlere katılmayacak kimse yoktur herhalde, hepimiz en doğrunun ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Internet ortamını hedefleyen her sistemin, Internet kullanılması muhtemel çeşitli platformlarda test edilmesi ve düzgün çalışmasının sağlanması bence de anayasaya eklenmeli, bunu yapmamak vatana hıyanetle eşdeğer olmalı, cezası da 20 yıldan başlamalı.

Hocam cep telefonları, Blackberry ve PDA'lerden bahsederek belden aşağı vuruyorsunuz, bu cihazları tartışmanın sağlığı açısından boşverelim müsaadenizle. Bu cihazlarda da aynı Firefox'da çalıştığı gibi çalışan zengin web uygulamaları geliştirmek neredeyse mümkün değil. Ya bütün tasarımda, ya da bu oyuncaklara özel ikinci ve ayrı bir tasarımda zenginlikten feragat ederek yapılabiliyor bu iş.

Daha üniversitedeyken ödevlerini yapabilmek için sınıf arkadaşından kopyaladığı, o zamandan beri cebinde gezdirdiği Visual Studio ve Dreamweaver CD'leri ile mezun olan, çalıştığı şirketlerde de bunları kullanarak çözüm üretmeye çalışan (yahut hikayesi buna benzeyen) insanları geliştirdikleri çözümler Firefox'da çalışmıyor diye afişe etmek doğru değil -- bu insanlar çoğunlukta! En azından gelişim sürecinin tamamı insan ilişkilerine dayalı özgür yazılım dünyasının içindeki insanlar bunu yapmamalı. Bu şekilde Firefox markasına zarar veriyorlar, bağnazlar her iki tarafta olduğu için karşı taraftaki bağnazlara düşmanlık nedeni sağlıyorlar. Günlüğümdeki yazı bağnazlık yaptığını düşündüğüm insanlara bağnazlıkla verilmiş bir yanıttır, kasıtlı olarak bağnazlık içeriyor zaten.

Benzer sorunu Windows'da olan ve Pardus'da olmayan muhtelif işlevler yüzünden sızlanan, şikayet eden çok sayıda insanla karşılaşıldığını tahmin ederek Pardus projesinin de yaşadığına inanıyorum. Ne açıdan baktığımıza bağlı olarak Pardus da köşesiz değildir ama hiçbir sorun çözümsüz değildir, yalnızca bazı çözümler biraz daha fazla zaman/para/insan/sabır gerektirir. Her projeye başlarken merkeze bir kullanıcı oturtulur zaten, önemli olan o kullanıcının doğru kullanıcı olup olmadığı. Web sitesi geliştirenlerden bazıları ortaya Internet Explorer kullanan bir kullanıcı oturtuyorlar mesela. Çekinmeden de sitenin en altına Internet Explorer 6.0 gerektirir yazıyorlar. Karizmatik göründüğünü düşünüyorlar üstelik.

Günlüğüme yazdığım yazıda sonlara doğru birkaç bağlantı vermiştim; belki Firefox'da (veya Opera'da, veya Safari'de) çalışmayan web sitelerini (internetteki Firefox kara listelerine veya Emniyet Müdürlüğü'ne değil de) geliştiricilerine bildirirken saygı faktörünün yanında kullanabiliriz bunları. Örneğin bir tanesinde Firefox ve Internet Explorer'daki Javascript, DOM, CSS, XML, XSLT ve XMLHttpRequest özellikleri arasındaki farklar anlatılıyor. Her web geliştiricisi için W3C'deki belirtimlerin hemen yanına konması gereken bir belgedir bu. Benim görebildiğim kadarıyla herkes Google kullanmayı çok iyi beceremeyebiliyor, insanlar bir siteyi nasıl Firefox uyumlu hale getireceklerini bilmiyor (ve bulamıyor) olabilirler.

O belgenin en üst kısmında Netscape ve Mozilla projesinin geriye uyumluluk konusundaki bazı tercihleri, quirks mode ve W3C'deki belirtimlerin ne zaman ortaya çıkmaya başladığı ile ilgili birşeyler yazıyor bir de, Microsoft ve Internet Explorer'a çamur atmaya başlamadan önce incelemek ilginizi çekebilir; ama insanlar çok da haksız sayılmazlar hani, ara sıra ben de çamur atıyorum.

Saygılar,

Fri, 22 Sep 2006

Rumors tell the truth.

Burcu and I have decided to move our young, but strong, and growing relationship to the next step. With great attendance from people that are closest to both of us, we're now engaged, as of 19th September. Evidence follows:

We have a lot more pictures (so much that it forced me to use F-Spot to manage them, it's a great GNOME application built using Mono) taken someone with shaky hands, some pictures quite blurry and a video recording that's available on request, thanks to my soon-to-be-brother-in-law Onur. Everything was perfect. Just that.

Sat, 11 Mar 2006

Arkadaşlarına çok dikkat et. Onların yaşamlarına imrenme. Uzun süredir tanıdığın insanlara bile güvenme. Ailenin ömrün boyunca sana verebileceği en büyük zarar, kötü bir arkadaşın sana bir defada verebileceği zararın yanında çok küçük kalacak.

Dünya çok kötü bir yer oldu. İçki, uyuşturu, silahlar, kavgalar gündelik şeyler haline geldi. Kendine ve ailene dikkat et. Herkesi arkadaş edinme.

Nur içinde yat, Tetka Vasva. Unutmayacağız seni.

Sun, 05 Mar 2006

This is another step towards an eternal quest to convert my blog to a complete list of dates I had a haircut. Yes, (sh)it happened again, but at least this time I have a funny story to tell.

The guy doing haircut was a bit jealous not only because the skin on the top of his head was shiny, but he admitted that he always wanted to have the hair I have. Well, this happened a couple times before and I'm used to these tricks a là coifféur. But hey, an extremely simple haircut took about an hour and a half. I was sitting right there in front of him while he enjoys playing with my hair.

And the haircut. If you haven't seen me in the last couple weeks or you're not female you wouldn't notice the change I guess. You know, barbers and software developers have at least one thing in common: most of what they are doing in their jobs is cleanup in the code (of you know what).

Although I refrain from writing on hot topics, another issue in a casual man's life I'd like to point out is that I have always wondered how any woman can notice you have something changed in the way you look. How come they can spot it in the first glance, and they feel an urge to tell about it? Please, some female explain. My blog doesn't have comments enabled, you can send an e-mail if you're not blonde.

Sat, 28 Jan 2006

Hey,

Pek anlamadığım, edilgen taraf olsam dahi beceremeyip elime yüzüme bulaştırdığım bir iş ile ilgili olarak yardım gerek, üstelik özellikle bu aralar zamanım da oldukça sınırlı.

Önceki gün (tahmin edin nerede?) düşünürken farkettim, günlüğümü içeren sayfanın görsel tasarımı oldukça vasat. Eski hali çok daha vasattı. Karar verdim, kendimi biraz şımartmak istiyorum. Buraya daha iyi bir tasarım gelmeli. Neye benzeyeceği konusunda birkaç fikrim var.

Ama bu fikirlerimi gerçekleştirmek için insan (yani ben, evet insanım ve güleni döverim) fotoğrafı çekmekten keyif alacak, kendinden alet-edevat-aksesuarlı, kıl bir modelle modele ziyan vermeden ucuza (tercihen kahvesine veya yemeğine veya böyle birşey işte ne bileyim*) keyifle çalışabilecek piyano çalabilen meksikalı patlayıcı uzmanı cüce bir fotoğrafçıya ihtiyacım var. O kadar megaloman bir insanım ki siteyi kendi fotoğraflarımla donatacağım.

Milletvekilliğine de (henüz) aday değilim, yanlış anlaşılmasın.

Bana ulaşmak kolay. En yakın kahveciye gidin, orada yoksam şuraya veya buraya bakın.

Teşekkürler şimdiden,

Wed, 09 Nov 2005

WARNING! Cover your eyes!

I have been threatened to death by Zehra to put this picture here. Only evidence I've got is the red umbrella, which, unfortunately, can't be opened.

Julia asked me to take a picture of myself. Using my regular blur generator, I took the following:

I think I'll be getting rid of my glasses sometime soon. Some Parkyerians got together here.

Fri, 28 Oct 2005

Here we go.

This Is My Life, Rated
Life: 5.6
Mind: 5.8
Body: 5.7
Spirit: 5.4
Friends/Family: 4.4
Love: 2.9
Finance: 7.1
Take the Rate My Life Quiz

Bir de bu var:

Sat, 22 Oct 2005

Son günlerde bir süredir görüşmediğim arkadaşlarımdan e-posta ve telefonlar almaya başladım; neredeyse herkes aynı şeyi soruyordu: "Nasılsın?". Kendine münhasır bir insan olarak buraya yazmayı, arayıp nasıl olduğumu soran hayranlarıma da burayı göstermeyi uygun gördüm. Hepinizle uğraşamam; işim gücüm var, meşgul bir insanım ben. Ayrıca bu yazı ile bazı insanlara bazı (gizli) mesajlar vermeyi de ummuş olabilirim, belli olmaz sağım solum.

Sürekli Coldplay dinliyorum. Cebimde taşıdığım müzik çalma aparatına yeni birşeyler yüklemeye üşendiğim için değil ama, tamamıyla kendi isteğimle. Ki bu iyiye işaret değil. Ters giden birşeyler var demek ki.

See you lost your trust
And you never should have
No you never should have
Don't break your back
If you ever see this
But don't answer that
In a bullet-proof vest
With the windows
All closed
I'll be doing my best
I'll see you soon
In a telescope lens
And when all
You want is friends
I'll see you soon

So they came for you
They came snapping
At your heels
They come snapping

At your heels
Don't break your back
If you ever say this
But don't answer that

In a bullet-proof vest
With the windows
All closed
I'll be doing my best
I'll see you soon
In a telescope lens
And when all
You want is friends
I'll see you soon

I'll see you soon
You lost your trust
You lost your trust
Don't lose your trust
No, you lost your trust

Bir de Shiver var.

Dizüstü bilgisayarımın diski bozulduğunda bilgisayar başında harcayacağım zamanın azalacağını ve belki kendime daha fazla zaman ayırabileceğimi düşünmüştüm. Yanılmışım.

Bunlar dışında sağlığım yerinde. Olup bitenlerden haberi olmayanlar için; merak etmeyin, kamyon falan çarpmadı :) İyiyim ben, paniğe mahal yok.

Nargile fena birşey değilmiş. Tavla bazen eğlenceli olabiliyormuş. Gün boyu açlık hissedecek olmayı bilmenin güzel yanları da, kötü yanları da varmış. Bir dozdan sonra İngilizce de Rusça gibi kulak tırmalıyormuş. Gerçekten de İstanbul gibisi yokmuş, dedem 40 sene önce buraya boşuna gelmemiş. Acı veren bazı duygular da özlenebiliyormuş. Hiç uyumadan günlerce yaşanabiliyormuş. Güne sabahın çok erken saatlerinde de başlanabiliyormuş. İyiymiş.

Bir de küçük kardeşim 4 yaşında olmuş, zaman çok hızlı geçiyormuş.

Windows berbat birşeymiş, 3 günde her tarafım spyware olmuş.

İşte böyle.

I had haircut a couple of hours ago and this is the very first time I'm somewhat happy with it. It looks good.

Tue, 18 Oct 2005

Kısa süre önce Dell Latitude D500 dizüstü bilgisayarımın diski tarafından terk edildim ve birkaç gün önce elimize ulaşan yeni şirket bilgisayarlarına yerleşmeye başladım. Bu aletler benim bilgisayarımın biraz doping almış hali (D505). Ekran çözünürlüğü, disk alanı ve işlemci gücü biraz daha yüksek ama kasası ve klavye düzeni neredeyse aynı.

Bu bilgisayarların üzerinde Windows yüklü geldi, iş yoğunluğundan dolayı da üzerlerine Debian kuracak zamanımız olmadı. Bu nedenle bir süredir üzerinde bolca özgür yazılım yüklü olan, masaüstü ortamı davranışı itibariyle GNOME masaüstümü çok özleten ama uygulamalar açısından pek zorluk çekmediğim hatta Firefox, Thunderbird, Gaim, Vim, PuTTY, Eclipse ve Subversion sayesinde kendimi (neredeyse) evde gibi hissediyorum.

Uzun süredir (yıllardır) Windows kullanmıyordum, getirip götürdüklerini bu sayede daha iyi görebildim ve Windows kullanmayı zerre kadar unutmadığımı farkettim. Windows hakkında çok fazla teknik detayı gayet iyi hatırlıyormuşum.

Ama siz yine de evde denemeyin,

İyi eğlenceler,

Sat, 23 Jul 2005

Here it goes, and it's fun.

Anyway, all of you I met last week have been talking about how great my hair was looking. People, listen. I know it sucks, only if you could just spit it out, I'd feel better. Thanks.

Wed, 20 Jul 2005

Well, well. I had haircut again on Sunday. As always, it looks worse than it was before.

Sat, 16 Jul 2005

6 sınavda 4'ünden kaldım, demek ki o kadar da iyi geçmemiş. Bütünlemelerde eğlence olacak. Internet üzerinde yada yüzyüze, Türkiye'de Üniversite okumak bana göre değilmiş.

Thu, 14 Jul 2005

Sınavlar iyiydi. Lise hocalarımdan birinin dediği gibi; sorular kolaydı, ama cevapları zordu. Bazıları için. Ben bazıları değilim. Benim için cevapları da kolaydı. Her neyse.

Windows 98 çalıştıran Pentium II serisi bir bilgisayarın diskini çıkarıp (overclocked) Pentium 200 (250?) MMX ve üstelik sorunlu bir bilgisayara takınca eğleniyor insan.

Önce kızkardeşim Eda, sonra annem, sonra Adil Tepecik (hatta bir gün erken!), sonra Zehra ve ofisteki arkadaşlar hatırladılar. Hatırlamayanların canı sağolsun. Bana kimse hatırlatmasaydı ben unutmuştum zaten. Ofisteki pasta, yenmiş hali:

Yine ofisteki pasta, yenmemiş hali:

Gariptir ki sözlükte birileri daha "farketmiş" ve mesaj atmış. Sağolsun.

Mithat'dan haber var, usta birliğinin Konya'da olduğunu öğrendik, pek sevindik. Cumartesi günü dağıtım iznine geliyor.

Anneannem Yugoslavya'ya gidiyor yakında. Ben de gidebilir miyim ki? Hmm.

Keyfim yok, yeter bu kadar.

Wed, 06 Jul 2005

Bu hafta sonu Ahmet Yesevi Üniversitesi dönem sonu final sınavları için Ankara'da olacağım.

Mon, 13 Jun 2005

(19:38:40) Murat Koç: şişt lan
(19:38:44) Murat Koç: bana gideceğiz sonra seninle
(19:38:56) Murat Koç: bugün bir istanbul masalının son bölümü
(19:39:01) Murat Koç: kaçırmayayım :)

Ağlamak istiyorum...

Thu, 02 Jun 2005

That's it. I AM NOT going to answer your messages instantly.

About me

I'm Enver ALTIN, a software developer at Cellenity.

Calendar

April 2008
SuMoTuWeThFrSa
   1 2 3 4 5
6 7 8 9101112
13141516171819
20212223242526
27282930   

Categories

/ (354)
  articles/ (1)
  books/ (7)
  coffee/ (1)
  debian/ (1)
  events/ (7)
  factsoflife/ (13)
  general/ (8)
  gnome/ (16)
  humor/ (21)
  lkd/ (8)
  management/ (1)
  mobile/ (1)
  mono/ (4)
  music/ (8)
  personal/ (34)
  politics/ (27)
  postgresql/ (4)
  programming/ (12)
  projects/ (2)
  quotes/ (1)
  technology/ (7)
  tips/ (6)
  travel/ (1)
  work/ (13)

Archives

Links

Popular

Talk slides

License

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution 2.5 License.

Miscellaneous

This site is built on the wonders of Pyblosxom, supposed to be W3C XHTML 1.0 and CSS 1.0 compliant, always handcoded using Vim. The server that hosts this site is powered by Debian GNU/Linux.
.O.
..O
OOO